Geri git   Karanlık Yakamoz-ForeveR > .::Bilim - Kültür - Sanat - Spor::. > Edebiyat > Resimli Şiirler

Resimli Şiirler Duyguların fotoğraflara bulaştığı an.






Kahraman Tazeoğlu & Neslihan - Araz (Arazın Tanımı) Konusunu Görüntülüyorsunuz.

Resimli Şiirler Forumunda Yer Alan Kahraman Tazeoğlu & Neslihan - Araz (Arazın Tanımı) Konusuna Cevap Yazarak Katkıda Bulunabilirsiniz. Kahraman Tazeoğlu & Neslihan - Araz (Arazın Tanımı)   "Yalnızım çünkü sen varsın" "gel" desen gelirdim gittiğin uzakta bendim dağ gibi bir ihanetten düştüm bu kendime son gelişim ölümbaz öpüşler ...


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Kahraman Tazeoğlu & Neslihan - Araz (Arazın Tanımı)
Alt 09.07.08, 23:20   #1 (permalink)
WhiTtяicX'in Profili
Tutsak Kelimeler..!
Blow Kahraman Tazeoğlu & Neslihan - Araz (Arazın Tanımı)

Kahraman Tazeoğlu & Neslihan - Araz (Arazın Tanımı)

 


"Yalnızım çünkü sen varsın"




"gel" desen gelirdim
gittiğin uzakta bendim
dağ gibi bir ihanetten düştüm
bu kendime son gelişim


ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
kendimi suçüstü yakalıyorum
ve kentsizliğimin isimsizliğini
Araz'a uyak düşüyorum
gözlerime senden düşler sürüyorum
ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor
bana en büyük tehdit yine ben oluyorum
sonra bir durağa yaslanıyorum
sonra bir kente
ve sen gidiyorsun
ben kanıyorum
diyorlar ki; kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun.
oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun





yorgun Haliç'e biraz inat
biraz ihanet bırakıyorum
ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum
aklıma düşüyorsun
düşüyorum
düşünce
üşüyorum
azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum
ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum
yalanlarımla bir hiçlikteyim
beni içinden kaç










bu kentte her yağmur kendini ağlar
aklıma düşsen yalnızlık oluyorum
ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
nerde kimi üşüyorsun





artık kendini yakan bir ateşim



kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz
şimdi boş duraklara yaslanıyorum
boş kentlere
oysa "gel" desen gelecektim





gün düşlerime dönüşlerimde
bakışın içiyor beni gözlerimden
gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara
uzaklığına uzanıyorum
sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden
ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan
yıkılıyorum şarkılara
"kimseler biliyor"
yalnızlık dostumdu
şimdi korkum oluyor
oysa "gel" desen gelecektim






artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor
güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik
göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan
kendimi yitirdikçe sana gidiyorum
göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum
düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum
uysal yalnızlıklar satın alıyorum
gülüşümle ödeyerek
ve içimde yalancı bir katil taşıyorum



yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma
cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben
kirli sözlerimi temize çekme
oysa "gel" desen gelecektim






gözlerim ihanete ihbar taşıyor

kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına
sözü namluna sürmelisin şimdi
en yaralı yanımdan vurmalısın beni
çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır










avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum



ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam
susuşuna kan döküyor gözlerim
sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun
oysa bilmelisin Araz'ım


kimsenin içi görünmez
ve hiç bulamadıklarını
asla yitiremezsin

bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
söylenecek bütün sözler




her sabah akşam oluyorsun
alnından ellerine damlıyorsun
yüzündeki yağmurla iniyorsun kente
içine dert oluyorsun kentin
dışına yağmur
yüreğinde dağılıyor kristal şehirler
duvarların kan öksürüyor
ve sen
başkalarının gözlerini
yüzümde aramamayı öğreniyorsun
beni bir durağa yaslıyorsun
beni bir kente
gidiyorsun
oysa "gel" desen gelecektim






susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın



en susmakta neydi öyle


sen en dinlerken
biliyorum Araz'ım
insan kendini bulmamalı, hep aramalı

gittiğin yerden başlıyorum öyleyse
gece cinnetlerimi de alıp yanıma
denize bakmayı bilmeyenler
bir gün mutlaka boğulur
işte bundandır gözlerinden kaçışlarım



siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı



ben şimdi gurbetim
içimde taşıyorum
heba olsa da senlerce yılım
oysa "gel" desen gelecektim




ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep
ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden
şairler ölüdür derler
inanmıyorum










yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan



kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin
kinim kendime
susuşum sana
küsüşüm tüm dünyaya

üstü kalsın ihanetimin
"gel" desen gelecektim






yine bir tren geçiyor içimden
sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı
saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor
görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum
hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede
sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan




süsle beni ey aşk



geçtiğin yerleri öpüyorum





yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum
dişlerindeki nikotin tadı terkimde
sirenler ve ateş hatları içip
sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden
ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla
yasadışıyım
tutukla beni gözlerimden
kalemim bitti yitirdi şiirini şuur
öldü kanımdaki mürekkep balığı
solumdaki sise intihar etti intiharlar
bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek
yaşamak için geç bir zaman
ölmek için ise erken
çok davullu bir senfoni sürçüyor
dikiş tutmaz ayrılığımda
kirpiğinden yapılma bir darağacına




geceyi asıyorum



yoksun



bu yağmurlar ıslatmıyor beni
bir durağa yaslanıyorum sensiz
gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum
"gel" desen gelecektim oysa


kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor
şimdi herkes biraz sen biraz acı
göğsümde bir vagon
gizli sözler batıyor
fırtınalar çıkıyor üstüme


şakağımda



intihar acemisi bir şairin
delilik provaları
arkandan uluyan kapılardan
söküyorum kokunu
yokluğunu kokluyorum
yokluğunu yokluyorum


çöz gözlerimi senden hadi
ücranda yak bakışımı
gözlerine bekçi sevdam
dünden ve senden kalmayım


içine her düşen
kendi keşfi sanıyor seni
oysa sen
melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin
ve kendini acıtmak istiyorsun
ama güller kendine batamaz
bilmiyor musun
"gel" mi diyorsun


herkes kendi gördüğüne bakar
peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz
kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu
hadi en kanadığımız yerden susalım
"gel" desen gelirdim
"git" dedin ve gittin


Aşka...
Rüzgara...
Ayrılığa...
Zamana...


Eyvallah..



Kahraman Tazeoğlu




Ârâz..
Duyuyor musun beni?
Kapılar açık hadi gönlümde uyu biraz


Ârâz..
Görüyor musun beni?
Dünyamı senin gibi hiçbir göz dolduramaz





Ârâz..
Kaç çığlık biriktirdim içimde
Kaç defa kaçtım insanlardan
Sessiz uzayan sokaklara bak





Ârâz..
Yağmuru bekliyorum biraz
Belki söndürür volkanımı
Belki dindirir içimdeki lavları
Yürüyorum yavaş yavaş sana doğru
Sessiz ve sakin olmaya gayret ediyorum
Boğuk doluyum bir kuş sesine ağlarım sokaklarda
Ceplerimde sen varsın tükenmem ben zenginim





Ârâz..
Kaç çığlık biriktirdim içimde
Kaç defa kaçtım insanlardan
Sessiz yolcusuz duraklara bak





Ârâz..
Yağmuru bekliyorum biraz
Belki söndürür volkanımı
Belki dindirir içimdeki lavları





Ârâz..
Adını taşlara mı yazdılar?
Dört harf dünyamı doldurdu
Söyle mermerde ne arar?





Ârâz..
Kapılar aralanır adından
Çıkmaz kapalı sokaklarda
Bir sen yeniden yol olursun bana










İşte o ârâz, bu ârâz..




Ârâz bir boşluktur. Aslı olmayan, yerine konmayandır. Söylemek istemediklerini ona söyleyebilir, görmediklerini onda görebilir ve hissedebilirsin.O duymaz seni, konuşamaz da seninle. Duygular arası bir sırattır ârâz, geçiştir. Başka bir boyuttur sınırları olmayan. Yalnızca sana ait olan, aynı zamanda seni içine alan bir histir. Karşılığı yoktur. Olmasını istediklerinle, istemediklerin arası bir çizgidir, teşbihtir. Algıladığın bütün ruh hallerini ona yansıtabilirsin. Korkunu, sevincini, şaşkınlığını, hüznünü, mutluluğunu, sevgini kısacası her hissini kalıbından çıkarıp, adını araz koyarsın. Tâ ki ârâzı tanıyana kadar. Bunun adı Ârâz'a düşmektir. Ârâz'a düşmek aşka düşmek gibidir. O zaman aşk, sevdiğine ârâz gözüyle bakmaktır, ikilem değildir. Bütün tahliller ârâza yönelir. Ondadır bütün soruların cevabı. Ârâz, içinden gelendir. Kurtulmak istemediğin tek kötü alışkanlığındır ârâz, bağımlılıktır, tutkudur. Seni en yalnız anında bile yalnız bırakır, yine de yanıltmaz. Konuşursun onunla, sorarsın bir soru ona, sonra cevabını yine kendin verirsin. Çünkü, araz duymaz sağırdır. Araz, konuşmaz dilsizdir. Yalan söylemez, doğruyu buldurur. Var olması bile kâfidir senin için. Herkesin bir arazı vardır. Herkesin bir araz yanı.. Ama herkes hissedemez onu. Hissettiğin zaman, işte o zaman tam olursun. İşte o zaman araza uyak düşersin. Ârâz, aynaya baktığında göremediğin yüzündür. İçinin başka olduğunun sendeki kanıtıdır, dış görünüşünden bağımsız. Sonrası, kendine yönelmektir. Senin dışında olan herşeyin anlamsızlığı veya ifadesizliği demek değildir elbette. Lakin, senin için en önemli bir sen olduğunun farkına varmaktır ârâz. Bunun bir de kanıtı vardır.Yaşarsın sonlanır, seversin biter, üzülürsün geçer, sevinirsin kaybolur bir anda. Herşey olur ömrün süresince etrafında, sen yaşadığın müddetçe de olacaktır. Ama zaman geçtikçe, birşeylerin senin için yalnızca onu yaşarken bir anlam ifade ettiğini anlarsın, şimdi değil. O an senin için anlamlı ve güzel olan şeyler de yarın bir anlam ifade etmeyecektir. Sen yaşamını sonlandırana kadar. İşte o zamana kadar, araz hep seninle birlikte olan olarak kalacaktır ve ancak ait olduğu senle birlikte sonra erecektir. Anlaşılması zor, ifadesi bu kadar ağırdır arazın. Ârâzınızı tanımak için gayret etmelisiniz. O zaman pişman olduklarınıza, pişman olursunuz. O pişmanlıkların boşa olduğunu anlar, üzülürsünüz. Ârâzın pençesine düşene kadar ne çok sevmiş olduğunu farkedersin, ne kadar fazla ve yalan. Yalan derken gereksiz. Ârâza düşenler bir severler, tam severler. Çünkü arazdır o sevdiğimiz, ârâzı severiz. Ben dediğimiz ârâz, hissettiklerimizin görünmeyen yüzü, koyamadığımız adı ârâzı severiz. Geceler ârâzla güzel, aşklar onunla başkadır. Düştüğümüz en güzel kuyudur o. Kendi kendine konuşmaktır, deliliktir. Ârâz'ın Kahraman'ının dediği gibi : "Sözü namluna sürmelisin şimdi. En yaralı yanımdan vurmalısın beni".



İşte o ârâza vurgun, o ârâza düşkün ve o ârâza bitkin kalmak ölmektir. En kanadığımız yerden vurulup, düşmektir...





Konu WhiTtяicX tarafından (09.07.08 Saat 23:21 ) değiştirilmiştir..
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Stumble this Post!Google Bookmark this Post!Yahoo Bookmark this Post! Mesajı SpurlayınWong this Post!Live Bookmark this Post!Sakla-Paylaş-Keşfet
Alıntı ile Cevapla


Yeni Konu aç Cevapla



Etiketler
kahraman tazeoglu araz, resimli siir, sesli siir, yazili resimler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Neslihan - Tutuklu & Kahraman Tazeoğlu - Yalnızlık WhiTtяicX Duygu Yüklü Flashlar 1 05.10.08 19:45
Kahraman Tazeoğlu Misafir Şairlerimiz.. 10 27.09.08 22:01
Beni Susarken Bölme-Kahraman Tazeoğlu DreAmTeaM Kitap Severler/ E-kitap (ekitap) 0 18.09.08 11:25
Kıyamam Sana- Neslihan & Yitikliğimize- Kahraman Tazeoğlu WhiTtяicX Duygu Yüklü Flashlar 1 09.04.08 11:57
Araz DreAmTeaM DreAmTeaM'e Ait Flash Çalışmalar 0 28.10.07 23:01

Zaman Dilimi: GMT +3 Saat: 10:52
RSS   Bize İlet - Contact Us

 
Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.
Karanlık Yakamoz© 2007 Tüm Hakları Saklıdır.
Web Sitemiz
En İyi Internet Explorer 6+'da ve 1024*768 Çözünürlükte, En Hızlı Mozilla Firefox 2.0+'da Görüntülenir
Siteye Gönderilen Tüm Mesajlar Onaydan Geçmeksizin Anında Paylaşılmaktadır.
Karanlık Yakamoz Yönetimi Yazılan Mesajlardan Sorumlu Değildir Tüm Sorumluluk Mesajı Yazan Kişilere Aittir..
Yasalara Aykırı Bulduğunuz Mesajları Linkleriyle Beraber Admin'e Bildirebilirsiniz..
Şikayetiniz En Kısa Sürede İncelemeye Alınacaktır.
For English Please let us know any illegal activity to
info@karanlikyakamoz.org

CrackerTracker Güvenlik Devrede 201 Saldırı Girişimi Engellendi
.::Favorilere Ekleyin::.